31 Ekim 2014 Cuma

Kürkçü Dükkanı

Ay baktığım yerde
Karanlık ise yine çok koyu.
Duman bugün dört duvarın içinde.
Başka bir nefese gerek duymadım.
Şiirler okudum kendime,
yemekler yaptım.
Alt yazıda bir anne feryadı gördüm,
ağlayamadım bile…
Zor işti bir kadın sevmek.
İlhamın olmayan bir kadın,
haramın tâ kendisiydi belki.
Göze gözün,
yüreğe tenin değmesi ürkütücüydü.
Tüm sular çekilene dek,
sandalım hala yalnızlığım…


Tolga Gündoğdu
Yeşilucu

Yol yağmur
Gün somurtkan
Aşk ise arkamda …
Yoldaşlar bekler,
Beşparmak’ın ardındaki avuçlar.
Düşler kısa
Hayaller uzun.
Silahsız çatışma
Yaralı yok.
Ölen, yine ben.
Yoldaşlar bekler,
Beşparmak’ın üstündeki izler
Baktıkça yeşerecek,
Bu çorak
Bu riyâkar
Bu mahpus
Kendinden yalancı emin
Gölge üstüne gölge düşmüş
Yılan yuvaları !


Tolga Gündoğdu

22 Ağustos 2014 Cuma

Bir Mektup Bir Öğüt

Kapatmak istiyorlar beni anne,
Yağmurla toprağın koklaşamadığı yerlere.
Gecenin tüm güne zulmettiği,
O plastikten de öte beton yığınlarına…
Haykırmak isterken sevdanın asıl adını,
Yalanın diğer adıyla şarkılar dinletiyorlar.
Toprağım yeşermesin diye gözlerimi kapatıyorlar anne,
su bile vermiyorlar…
Ama, ne o nice kıvılcımların sığındığı mağarayı,
Ne de önündeki ateşi biliyorlar…
Tanımıyorlar bizi,
Kendi tanrılarını anlatıyorlar sadece.
Ve bu büyük BEYlerin derdi, beyinlerimizle anne.
Ya beynimizi yiyorlar,
ya da beynimizi akıtıyorlar.
Demem o ki anne,
Pir’den başka bir yol varsa,
O da o yolun devamıdır,anla anne…


Tolga Gündoğdu

12 Ağustos 2014 Salı

Mağlup Rüyaların Düşleri

Sanma ki ,
Seni sevmeyi bıraktıktan sonra şiire küstüm.
Küstüğüm, kelimelerindi.
O, dilimin en ucunda,
Boğazımın en düğümünde,
Gözümdeki perdenin en süslü nakışında…
Küsemedim.
Sevilmeyi beceremediğim kadar başarılı oldum bu işte de !
Yeni kapılar açtım,
Bir adaya hapsettim tüm zehrimi…
Gitmek istiyorum.
Kuluçkadaki bir anne gibi beklerken seni,
Güneşe yenilen bir yıldız gibi kaçmak istiyorum senden.
Sanma ki,
düşlere sırt döndüm.
Ancak,
gözlerimi rüyalarına açtım...

               Tolga Gündoğdu

26 Mayıs 2014 Pazartesi

#Okmeydanı'nda polis tarafından katledilen #AyhanYılmaz'ı tanıyan bir dostun, onun hakkında söyledikleridir...

"Dün yerde yatan bu kişi. Askerlik sürecinde bir ton işkenceye maruz kalmış. Yıllarca sürmüş askerlik cezası. Yaşadıklarını kaldıramayan Ayhan yıllarca psikolojik tedavi görmüş. Ardından akli yetisini tamamen kaybetmiş. Arkadaşları Ayhan çok iyi biriydi. Ne olduysa askerlikten sonra oldu. Toparlanamadı. Sonunda sokaklara vurdu kendini. Arada evine uğrar çoğunlukla sokakta kalırdı. Çocuklarla oynardı hep. Onları çok severdi. Biri biraz para verse gider çocuklara bir şey alırdı. Kahvehane var burada. Sabahları temizliğini yapar. Hayvanlara ekmek verir. Birilerinin işini yapınca sadece tek dal sigara isterdi. Kimseye zararı yoktu konuşmazdı. Sessizce gülerdi hep. Yazık oldu Ayhan'a. Bu dünya ona göre fazla kötüydü. Öldü kurtuldu desem içim elvermiyor. Ayhan dün boylu boyunca yatarken o sokakta. Aslında bir şey söylüyordu. "Burası bizim değil bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi. Ayhan'ın cenazesini yarın kaldıracak ailesi. Ben orada olacağım."

9 Mayıs 2014 Cuma

Bir Yol Daha Var

Bir yol daha var yoldaş olunacak
Uzat sesini , bu kavga bizim.
Kahpeye atılacak yumruk var ,
Lâkin,
Sevilecek yüzler,
Ekilecek düşler de var tohum tohum…

Bir yol daha var yoldaş olunacak ,
en karmaşığı da bu zaten.
Aynı barikata sığan bu cân,
aynı yüreğe sığar mı ?

Bir yol daha var yoldaş olunacak.
Aynı zaferin iki yolcusu olduğumuz gibi ,
Aynı semtin iki komşusu olmayacağız.



                                                                        Tolga Gündoğdu

8 Mayıs 2014 Perşembe

Ayrılığın Etimolojisi

Hayat pınarları ,
her zaman köşe başından akmaz.
Bazen yeşilce baktığın mavi bir gök yüzünden,
bazen  kızılca haykırdığın geçmişinden can verir sana…
Her güvercin beyaz olamayacağı gibi ,
Her aşkın rengi de ‘’yeşil’’ olamaz.
Biz sığdırdık oysaki 29 harfe ,
bilemezdik…
Bilemezdik , her nefesin ayrı bir sevdanın timsali olduğunu.

                                                                                Tolga Gündoğdu

20 Nisan 2014 Pazar

Ertelenmiş  Şiir

Ertelenmiş bir şiirim bugün,
bulutların yağmayan yüzünde. / a
Acıya tok, sese aç. / b
Başımız eğik, / c
gözlerimiz kapalı, / d
umudumuz var. / e

Yazma vakti geldi artık,
bulutların kurusunda. / a
Reva olanlar kusuldu,çığlıklar sofraya ! / b
Karıncalar ezilmesin diyeydi , hepsi ! / c
Her baktığında düşecek bir damla var , 
bana ait. / d
Umudumuzsa ,
En az kelebeğinki  kadar … / e

                                  

                                                                                            Tolga Gündoğdu

15 Nisan 2014 Salı

Hasat Devri

Sen olmadan dönen dünya,
Hasat gününü devreden bir toprak !
Dilediğin kadar mahmuzla
Koşmayacak o gavur atı.
İlk günü hatırla,
Parmak uçlarındaki heyecanı…
Ceketine sarılmış küçük bir kadın
Gözleri yeşil görüp yeşillenmiş,
Dudakları isyan görüp kurumuş,
Aklındaki tek şey ‘’son’’ olmak.
Artık tek derdi,
Bittiği bataklığı kurutmak
tek başına…
Ama yağmadı toprak,
Çapalanmadı yağmur
Ve güzel sözler söylemedi tanrı !
Soldu sonra,
tek başına…
Yine döndü dünya,
toprağın hasat günü devroldu bize…

           

                                                                                     Tolga Gündoğdu
dersim'i anlama kılavuzunun epigrafıdır.

"başımıza geleni sorma oğul, bir karanlık dönemdi. harami sofralarında yer kapma yarışına girdiğimiz gün zaten kaybetmiştik her şeyi. cellada kılavuz olma hâlimizi evliyalarımız da kabul etmemişti. kabul etmediği içindir ki bize, gidin ne haliniz varsa görün demişlerdi. bil ki oğul, bütün karanlıklar kötüdür, ömrüm boyunca şafağa secde etmem bu sebepledir. çünkü seherin vakti ilk ışığın habercisidir ve bil ki ışıkta leke yoktur. bilir misin oğul, toprak evlerimizin kapısı neden hep güneşe açılır? sence bu bir tesadüf müdür? unutma ki dersim'in bütün ulu ağaçları gövdelerinde bize yer açmıştı, dağlarımızsa mazlumun sığınma eviydi. onların kerametinden bir gün olsun şüpheye düşmedim. ama gel gör ki her sabah kapımızın eşiğini ısıtan o yüce varlığa önce biz sırtımızı döndük, sonra da yol ve erkânı kaybettik. unutma ki harami sofralarındaki kan lokmasını biz hazmettik ama onlar asla hazmetmedi. kendi gerçeğine hep sadık kaldılar kısacası. dersim'in tılsımını biz bozduk oğul ve bedelini de ağır ödedik. şimdi anlıyor musun neden küstüğümü?" 

14 Nisan 2014 Pazartesi

Geceleri, ölü otlar kokuyor burnuma,
Yalnızlığın sesi gibi sanki…
Bütün pencereler kapalı oysa
Neden bu ısrar ?
Neden yemyeşil değilsiniz sanki 
Göz göze gelsek yeterdi…

13 Nisan 2014 Pazar

Yalan      

Son söylediğim yalandı :
Seni artık sevmediğim.
Sana defalarca yalanlar söylemiştim ben zaten
Hatırlarsın,
Ağlamadığım,özlemediğim,bilmediğim
Ama hiçbiri ,
Sonuncusu kadar dağlamadı şu yufka yüreğimi.
Ne güzel de inandırırdım seni
Sonra kendini kaptırır,
Bana okkalı bir gözyaşı dökerdin.
İşte o zaman anlardım günah olduğunu
‘’Seni öyle görmenin ateşi,
hiçbir cehennemde yokmuş’’ derdim.
Ardından tövbemi eder sevmeye devam ederdim.
Bu son yalanın tövbesi yok lakin
O ulu tanrının cennetine girmek için sevmedim seni.
Artık dönüşü yok
artık herkes bu oyunun bir parçası
artık her mevsim bunun bir nedeni
artık her karanlık bu yolun sonu
artık,
artık herkes sen sevdiğim…


                                                                     Tolga GÜNDOĞDU
Sonbahar   
Oysa ne çok bekledim seni
Yapraklar bile kurudu
Düşer oldular yavaş yavaş…
Söz vermemiştin,
Ama gelecektin.
Yaşlanmamıştık,
Ama gençleşmiyorduk da.
Kardanadam yapamadık belki,
Çiçek açan ağaçları da resmedemedik
Hatta bu yaz seni o elbisenle tekrar göremedim bile
Ama bir sonbaharımız var artık.
Yaşanmamış,
Sönmemiş.
Bu bahar bizim.
İlk olamadı,
Son olsun.
Son bahar bizim olsun…



                                                                   Tolga Gündoğdu
Sev                                                                                                

Sen,
sadece sev.
Ben şiirler yazarım
Bundandır güneşi görmeden uyumayışım.
-Uyurum da uyanamam,
Uyanırım da seni bulamam,
Bulurum da yaklaşamam-
diyedir korkum…

Sen,
sadece sev.
Yapraklarla su taşırım dudaklarına.
Gönlünün saltanatına mankurt ,
her sabah  ‘günaydın’ nâmesi getiren bir güvercin olurum.

Sen,
sadece sev.
Benim hiç sevilmediğim gibi ,
Son kez sevecekmiş gibi ,
Sev !


           Tolga GÜNDOĞDU
                   KARA                                      01.04.2013
Uzaklığın,saçının teli kadar kapkaraydı
Bir bakışta bitiremezdim
Yalnız o tay parçası koşardı yorga edasıyla
Bense kendimi dizginlerdim

Tanrı'dan öğrendik görmeden sevmeyi
İyi,hoş bilip hayal etmeyi
Tanrı hep var,sen olmadın
Selamın da olmasa hiç doğmadın

Bir gün,elbet,belki
Sen de binecektin o yorgaya
Aklımın ucundan geçsen
Dur diyecektim,geldin...


                                                                                
Tolga Gündoğdu
Hoşgeldin

Hoş geldin evime
Bastın güller,ağladın çöller bitti.
Gerdanındaki kokuyu kıskanıp,
Soldu saksımdaki karanfiller.
Işığa lüzum yok,
Gözlerin birer aşk feneri.
Hoş geldin evime
Öyle bir depremdi ki bu,
Yıkılan tek hane mutsuzluk oldu.
Hoş geldin evime
Bastın güller,
Baktın dertler bitti.

                                                                                                         
                                                                                                      Tolga Gündoğdu
Günlerin Hikayesi

Demek bugün doğdun,
Benden on gün önce.
On güne razı olmalıymışım
Bak,
Tanrı aldı seni elimden.
O günden beri kuşlar pencereme konmuyor,
Telaşlanıyorum.
Bozuk saatin geliyor aklıma,
Bir dalga boyu dalıyorum bulutlara.
Sonra,
Güneş’in gözleriyle uyanıyorum,
Ben çizdim.
Beden olamadı yavrucak.
O , senin kadar şanslı değil bugün.
Demek bugün doğdun,
Yürünmemiş yolları yürütmek için,
Şehrimdeki deniz kabuklarını sahiplenmek için,
Yeşili sevdirmek,
Şiir yazdırmak için…
Annemden sonraki,
Güneş’ten önceki kadın olmak için…
Demek bugün doğdun… 


                                                                                                    Tolga Gündoğdu

GÜNEŞ                    22.05.2013

Güneş’ini kaybettiysen eğer,
Karanlıkta yürümeyi öğrenme vaktin de gelmiş demektir.
Bundan sonra doğacak hiçbir Güneş,
O Güneş gibi olmayacak.
İçini ısıtmayacak , yüzüne çarpmayacak !
Bir kız çocuğu gibi elinden tutmayacak.
Gömdüler onu,
Daha doğmadan…
Katili belli.
Oysa geceleri üstümü bile örtmüyordum
Sabahın Güneş’iyle ısınmak için…
Bundan gayrı gece uzun.
Hangi yalancı koynuma girip ,
Bir parıltı için dil dökse de
Kandıramaz beni.
Hiçbiri O’nun kadar beklenen,
Benim kadar bekleyen olamaz.
Sen , O’nun katili !
Güneş’i balçıkla sıvamadın belki ama ,
Bu kaçıncı müebbet . kaçıncı mezar ?


                                                                              Tolga Gündoğdu

GÜN                  

Gün, dündür
Seni kaybettiğim gündür.
Bırakırken ardımda tüm hayatımı,
Görünmesin gözyaşım,
Kirlenmesin erkekliğimiz diye
Sana son kez dönüp bakamadığım gündür.

Gün, bugündür
Gelişine de gidişine de
Ağızlar dolusu küfürler ettiğim,
Hele o yanındaki sahte Jön Türk’ün
‘’emanete hıyanet’’ dersini ezber ettiğim,
Yokluğuna meyhoş,
Var olabilmene sarhoş olduğum gündür.

Gün, yarındır
Yeni güneşlerin doğduğu,
İlk kez bebek olanların ağladığı gündür.
Pencereme konan kuşun,
İlk kez yeşeren saksımın günüdür.
Gün yarındır,
Yarının dünü yoktur…


                                                                                 Tolga Gündoğdu
Gidelim

Gidelim buralardan
Kuralım kızıl bayraklı vatanımızı
Ordumuz bir kızılçam ormanı,
Halkımız karıncalar ,kuşlar.

Gidelim buralardan
Kastların olmadığı yerlere
Geziler düzenleyelim
Korkmayarak,medenice…

Gidelim artık
Sana şarkılar söylemeliyim
Ay ışığının gözlerine düştüğü gün
Kırmızı kanatlı kuşlar senfonisi
Fısıldayacak derin derin ismimizi…



                                                                                                     Tolga GÜNDOGDU
DENİZKIZI

Çocukluğumu değil,
Beni sev denizkızı.
Dönüp bir daha baktığın gibi
Bakıp bir daha sev.
Rüyalarımda olduğun kadar
Yastığımda yer kapla.
Sözlükteki adın kadar ulvi
Sena kadar güzelsin.
Bense Platon kadar platonik,
-Famous Ghost Town- kadar ıssızım.
Sabahları bayramlık bir çocuk,
Akşamları seküler bir sermestim.
Bilahare denizkızı;
               Omuzlarımda kuru bir umut,
              Hala ağırlığı eksilmedi.
             Şayet bir gün,
            Ege’nin kıyılarında
           Davullar çalarsa;
          Üç harfliler değil
         Oynayanlar Efeler olacak !



                                                                                Tolga GÜNDOGDU
     CENNET

Ela bir merih cenneti
Kalbimin kıyısında
Etrafı tohum tohum
Etrafı fidan fidan
Sahipsiz,
Kilit vurulmuşçasına…
Dönüş bileti yok
orda boy boy oteller vardır
orda kapılar toprak
orda anahtarlar taştır
küllerinden doğmuş ela gözlü bir çiçektir komşun
orda sadece türküler söylenir
kayıp bir kız çocuğudur hükümdarı
adresi yanlış ,
Ela bir merih cenneti
Ömrümün kıyısında…
                                

                                                          Tolga GÜNDOGDU
Berkin’e

Resmen intihar ,
Halen ciğerlerinde soluduğun o yeşil.
İnce hastalık seninkisi
Sana da bu yakışırdı.
Bıyıkların sararmış
Burnunda tütüyor hala o ekmek.
Korkma,
Hala bir ben biliyorum altına şiirler yazdığın taşları.
onlar hep aynı yerdeler
hala o uçurumun kenarında.
Niçin bu yeşil ?
Yetmedi mi sana içirdiğim üzümler ?
Isıtmadı mı üstündeki yeşil parkan ?
Gözlerime de mi bakmadın , a çocuk !
Son mektubumu da okumamışsın :
‘’  Uyan,
Yeşil mumlar sönene dek vaktimiz var.
Edilecek kavgamız,
Çekilecek halaylarımız var. ‘’
Uyan çocuk
Ağlayacak başka müjgan kalmadı.
                                                      


                                                                                                                Tolga GÜNDOĞDU
BEKLEMEK

Bekle hasretim,bekle
Kanatlarım kopsa da gelirim
Uçamam belki göğünde ama,
Yatarım göğsünde mışıl mışıl.

Bekle güzel derdim,bekle
Sana en saf halimle geliyorum yine
O humarlı gecelere alışığız
Sen sev , ben dem vururum elbet.

Bekle,bir daha bekle
Benim seni beklediğim gibi
Kapını aç,perdeni arala
Öyle bekle,
Öylece bekle…


                                                                   Tolga GÜNDOĞDU
                     AN ve MAZİ                                 19.03.2012                               

Karamsarlığın karasında yüzerken bu gece,
Gökten güneş düşse renklendiremez beni.
Gamzemin yerini unuttuğum bu demler
Ne varsa üstüme geldi gümbürdercesine...
Halihazırda bir burukluk var elimde
Ne şükran ne de bir pişmaniyet...
Böyle olsun istedik ve oldu.
Çünkü;
Saniyede iki kuruş atan kalbin,
Kaldıramazdı bendeki mücevheri
Şeytana uyduğun gün ,
Kesmiştim aslında biletini.
Ama ne hacet ola ki
Bir daha dedim,bir daha !
Gel ,gir şu gönlümdeki aşiyana
Tapusu benden , köşkü senden dedim
Fena mı ettim ?
Fena etmişim.
Çünkü;
Sen gönlümdeki aşiyanda ötecek bir serçe değil,
Mevsim değiştikçe sıcağa göçen bir kara saganmışsın.