26 Mayıs 2014 Pazartesi

#Okmeydanı'nda polis tarafından katledilen #AyhanYılmaz'ı tanıyan bir dostun, onun hakkında söyledikleridir...

"Dün yerde yatan bu kişi. Askerlik sürecinde bir ton işkenceye maruz kalmış. Yıllarca sürmüş askerlik cezası. Yaşadıklarını kaldıramayan Ayhan yıllarca psikolojik tedavi görmüş. Ardından akli yetisini tamamen kaybetmiş. Arkadaşları Ayhan çok iyi biriydi. Ne olduysa askerlikten sonra oldu. Toparlanamadı. Sonunda sokaklara vurdu kendini. Arada evine uğrar çoğunlukla sokakta kalırdı. Çocuklarla oynardı hep. Onları çok severdi. Biri biraz para verse gider çocuklara bir şey alırdı. Kahvehane var burada. Sabahları temizliğini yapar. Hayvanlara ekmek verir. Birilerinin işini yapınca sadece tek dal sigara isterdi. Kimseye zararı yoktu konuşmazdı. Sessizce gülerdi hep. Yazık oldu Ayhan'a. Bu dünya ona göre fazla kötüydü. Öldü kurtuldu desem içim elvermiyor. Ayhan dün boylu boyunca yatarken o sokakta. Aslında bir şey söylüyordu. "Burası bizim değil bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi. Ayhan'ın cenazesini yarın kaldıracak ailesi. Ben orada olacağım."

9 Mayıs 2014 Cuma

Bir Yol Daha Var

Bir yol daha var yoldaş olunacak
Uzat sesini , bu kavga bizim.
Kahpeye atılacak yumruk var ,
Lâkin,
Sevilecek yüzler,
Ekilecek düşler de var tohum tohum…

Bir yol daha var yoldaş olunacak ,
en karmaşığı da bu zaten.
Aynı barikata sığan bu cân,
aynı yüreğe sığar mı ?

Bir yol daha var yoldaş olunacak.
Aynı zaferin iki yolcusu olduğumuz gibi ,
Aynı semtin iki komşusu olmayacağız.



                                                                        Tolga Gündoğdu

8 Mayıs 2014 Perşembe

Ayrılığın Etimolojisi

Hayat pınarları ,
her zaman köşe başından akmaz.
Bazen yeşilce baktığın mavi bir gök yüzünden,
bazen  kızılca haykırdığın geçmişinden can verir sana…
Her güvercin beyaz olamayacağı gibi ,
Her aşkın rengi de ‘’yeşil’’ olamaz.
Biz sığdırdık oysaki 29 harfe ,
bilemezdik…
Bilemezdik , her nefesin ayrı bir sevdanın timsali olduğunu.

                                                                                Tolga Gündoğdu

20 Nisan 2014 Pazar

Ertelenmiş  Şiir

Ertelenmiş bir şiirim bugün,
bulutların yağmayan yüzünde. / a
Acıya tok, sese aç. / b
Başımız eğik, / c
gözlerimiz kapalı, / d
umudumuz var. / e

Yazma vakti geldi artık,
bulutların kurusunda. / a
Reva olanlar kusuldu,çığlıklar sofraya ! / b
Karıncalar ezilmesin diyeydi , hepsi ! / c
Her baktığında düşecek bir damla var , 
bana ait. / d
Umudumuzsa ,
En az kelebeğinki  kadar … / e

                                  

                                                                                            Tolga Gündoğdu

15 Nisan 2014 Salı

Hasat Devri

Sen olmadan dönen dünya,
Hasat gününü devreden bir toprak !
Dilediğin kadar mahmuzla
Koşmayacak o gavur atı.
İlk günü hatırla,
Parmak uçlarındaki heyecanı…
Ceketine sarılmış küçük bir kadın
Gözleri yeşil görüp yeşillenmiş,
Dudakları isyan görüp kurumuş,
Aklındaki tek şey ‘’son’’ olmak.
Artık tek derdi,
Bittiği bataklığı kurutmak
tek başına…
Ama yağmadı toprak,
Çapalanmadı yağmur
Ve güzel sözler söylemedi tanrı !
Soldu sonra,
tek başına…
Yine döndü dünya,
toprağın hasat günü devroldu bize…

           

                                                                                     Tolga Gündoğdu
dersim'i anlama kılavuzunun epigrafıdır.

"başımıza geleni sorma oğul, bir karanlık dönemdi. harami sofralarında yer kapma yarışına girdiğimiz gün zaten kaybetmiştik her şeyi. cellada kılavuz olma hâlimizi evliyalarımız da kabul etmemişti. kabul etmediği içindir ki bize, gidin ne haliniz varsa görün demişlerdi. bil ki oğul, bütün karanlıklar kötüdür, ömrüm boyunca şafağa secde etmem bu sebepledir. çünkü seherin vakti ilk ışığın habercisidir ve bil ki ışıkta leke yoktur. bilir misin oğul, toprak evlerimizin kapısı neden hep güneşe açılır? sence bu bir tesadüf müdür? unutma ki dersim'in bütün ulu ağaçları gövdelerinde bize yer açmıştı, dağlarımızsa mazlumun sığınma eviydi. onların kerametinden bir gün olsun şüpheye düşmedim. ama gel gör ki her sabah kapımızın eşiğini ısıtan o yüce varlığa önce biz sırtımızı döndük, sonra da yol ve erkânı kaybettik. unutma ki harami sofralarındaki kan lokmasını biz hazmettik ama onlar asla hazmetmedi. kendi gerçeğine hep sadık kaldılar kısacası. dersim'in tılsımını biz bozduk oğul ve bedelini de ağır ödedik. şimdi anlıyor musun neden küstüğümü?" 

14 Nisan 2014 Pazartesi

Geceleri, ölü otlar kokuyor burnuma,
Yalnızlığın sesi gibi sanki…
Bütün pencereler kapalı oysa
Neden bu ısrar ?
Neden yemyeşil değilsiniz sanki 
Göz göze gelsek yeterdi…