Yola Dair
Hava,
düşlerimin altında 5 derece.
Yollar açık,
yollar gidilesi,
yollar bize zaten hep gidilesi...
Telefon rehberinin tozlu numaraları,
ellerinde kürekler,
kürediler yolları.
Dönüş vakti galiba,
giriş vakti kafese, kesin.
Doyasıya uçamamıştım henüz,
olsun.
Hiç değilse dostlar gurbette görsün.
Eline sağlık,
nâmert kürekçi.
Açmasan bu yolları,
bilemezdik kimin verdiğini...
Tolga GÜNDOĞDU
9 Ağustos 2015 Pazar
31 Ekim 2014 Cuma
Kürkçü Dükkanı
Ay baktığım
yerde
Karanlık ise
yine çok koyu.
Duman bugün
dört duvarın içinde.
Başka bir
nefese gerek duymadım.
Şiirler
okudum kendime,
yemekler
yaptım.
Alt yazıda
bir anne feryadı gördüm,
ağlayamadım
bile…
Zor işti bir
kadın sevmek.
İlhamın
olmayan bir kadın,
haramın tâ
kendisiydi belki.
Göze gözün,
yüreğe tenin
değmesi ürkütücüydü.
Tüm sular
çekilene dek,
sandalım
hala yalnızlığım…
Tolga Gündoğdu
Yeşilucu
Yol yağmur
Gün
somurtkan
Aşk ise
arkamda …
Yoldaşlar
bekler,
Beşparmak’ın
ardındaki avuçlar.
Düşler kısa
Hayaller
uzun.
Silahsız
çatışma
Yaralı yok.
Ölen, yine
ben.
Yoldaşlar
bekler,
Beşparmak’ın
üstündeki izler
Baktıkça
yeşerecek,
Bu çorak
Bu riyâkar
Bu mahpus
Kendinden
yalancı emin
Gölge üstüne
gölge düşmüş
Yılan
yuvaları !
Tolga Gündoğdu
22 Ağustos 2014 Cuma
Bir Mektup Bir Öğüt
Kapatmak
istiyorlar beni anne,
Yağmurla
toprağın koklaşamadığı yerlere.
Gecenin tüm
güne zulmettiği,
O plastikten
de öte beton yığınlarına…
Haykırmak
isterken sevdanın asıl adını,
Yalanın
diğer adıyla şarkılar dinletiyorlar.
Toprağım yeşermesin
diye gözlerimi kapatıyorlar anne,
su bile
vermiyorlar…
Ama, ne o
nice kıvılcımların sığındığı mağarayı,
Ne de
önündeki ateşi biliyorlar…
Tanımıyorlar
bizi,
Kendi
tanrılarını anlatıyorlar sadece.
Ve bu büyük
BEYlerin derdi, beyinlerimizle anne.
Ya beynimizi
yiyorlar,
ya da
beynimizi akıtıyorlar.
Demem o ki
anne,
Pir’den
başka bir yol varsa,
O da o yolun
devamıdır,anla anne…
Tolga Gündoğdu
12 Ağustos 2014 Salı
Mağlup Rüyaların Düşleri
Sanma ki ,
Seni sevmeyi bıraktıktan sonra şiire küstüm.
Küstüğüm, kelimelerindi.
O, dilimin en ucunda,
Boğazımın en düğümünde,
Gözümdeki perdenin en süslü nakışında…
Küsemedim.
Sevilmeyi beceremediğim kadar başarılı oldum bu işte de !
Yeni kapılar açtım,
Bir adaya hapsettim tüm zehrimi…
Gitmek istiyorum.
Kuluçkadaki bir anne gibi beklerken seni,
Güneşe yenilen bir yıldız gibi kaçmak istiyorum senden.
Sanma ki,
düşlere sırt döndüm.
Ancak,
gözlerimi rüyalarına açtım...
Tolga Gündoğdu
Tolga Gündoğdu
26 Mayıs 2014 Pazartesi
#Okmeydanı'nda polis tarafından katledilen #AyhanYılmaz'ı tanıyan bir dostun, onun hakkında söyledikleridir...
"Dün yerde yatan bu kişi. Askerlik sürecinde bir ton işkenceye maruz kalmış. Yıllarca sürmüş askerlik cezası. Yaşadıklarını kaldıramayan Ayhan yıllarca psikolojik tedavi görmüş. Ardından akli yetisini tamamen kaybetmiş. Arkadaşları Ayhan çok iyi biriydi. Ne olduysa askerlikten sonra oldu. Toparlanamadı. Sonunda sokaklara vurdu kendini. Arada evine uğrar çoğunlukla sokakta kalırdı. Çocuklarla oynardı hep. Onları çok severdi. Biri biraz para verse gider çocuklara bir şey alırdı. Kahvehane var burada. Sabahları temizliğini yapar. Hayvanlara ekmek verir. Birilerinin işini yapınca sadece tek dal sigara isterdi. Kimseye zararı yoktu konuşmazdı. Sessizce gülerdi hep. Yazık oldu Ayhan'a. Bu dünya ona göre fazla kötüydü. Öldü kurtuldu desem içim elvermiyor. Ayhan dün boylu boyunca yatarken o sokakta. Aslında bir şey söylüyordu. "Burası bizim değil bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi. Ayhan'ın cenazesini yarın kaldıracak ailesi. Ben orada olacağım."
"Dün yerde yatan bu kişi. Askerlik sürecinde bir ton işkenceye maruz kalmış. Yıllarca sürmüş askerlik cezası. Yaşadıklarını kaldıramayan Ayhan yıllarca psikolojik tedavi görmüş. Ardından akli yetisini tamamen kaybetmiş. Arkadaşları Ayhan çok iyi biriydi. Ne olduysa askerlikten sonra oldu. Toparlanamadı. Sonunda sokaklara vurdu kendini. Arada evine uğrar çoğunlukla sokakta kalırdı. Çocuklarla oynardı hep. Onları çok severdi. Biri biraz para verse gider çocuklara bir şey alırdı. Kahvehane var burada. Sabahları temizliğini yapar. Hayvanlara ekmek verir. Birilerinin işini yapınca sadece tek dal sigara isterdi. Kimseye zararı yoktu konuşmazdı. Sessizce gülerdi hep. Yazık oldu Ayhan'a. Bu dünya ona göre fazla kötüydü. Öldü kurtuldu desem içim elvermiyor. Ayhan dün boylu boyunca yatarken o sokakta. Aslında bir şey söylüyordu. "Burası bizim değil bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi. Ayhan'ın cenazesini yarın kaldıracak ailesi. Ben orada olacağım."
9 Mayıs 2014 Cuma
Bir yol daha var yoldaş olunacak
Uzat sesini , bu kavga bizim.
Kahpeye atılacak yumruk var ,
Lâkin,
Sevilecek yüzler,
Ekilecek düşler de var tohum tohum…
Bir yol daha var yoldaş olunacak ,
en karmaşığı da bu zaten.
Aynı barikata sığan bu cân,
aynı yüreğe sığar mı ?
Bir yol daha var yoldaş olunacak.
Aynı zaferin iki yolcusu olduğumuz gibi ,
Aynı semtin iki komşusu olmayacağız.
Tolga Gündoğdu
8 Mayıs 2014 Perşembe
Ayrılığın
Etimolojisi
Hayat pınarları ,
her zaman köşe başından
akmaz.
Bazen yeşilce baktığın
mavi bir gök yüzünden,
bazen kızılca haykırdığın geçmişinden can verir
sana…
Her güvercin beyaz
olamayacağı gibi ,
Her aşkın rengi de
‘’yeşil’’ olamaz.
Biz sığdırdık oysaki 29
harfe ,
bilemezdik…
Bilemezdik , her
nefesin ayrı bir sevdanın timsali olduğunu.
Tolga Gündoğdu
20 Nisan 2014 Pazar
Ertelenmiş Şiir
Ertelenmiş bir şiirim bugün,
bulutların yağmayan yüzünde. / a
Acıya tok, sese aç. / b
Başımız eğik, / c
gözlerimiz kapalı, / d
umudumuz var. / e
Yazma vakti geldi artık,
bulutların kurusunda. / a
Reva olanlar kusuldu,çığlıklar sofraya ! / b
Karıncalar ezilmesin diyeydi , hepsi ! / c
Her baktığında düşecek bir damla var ,
bana ait. / d
Umudumuzsa ,
En az kelebeğinki
kadar … / e
Tolga Gündoğdu
15 Nisan 2014 Salı
Hasat
Devri
Sen olmadan dönen dünya,
Hasat gününü devreden bir toprak !
Dilediğin kadar mahmuzla
Koşmayacak o gavur atı.
İlk günü hatırla,
Parmak uçlarındaki heyecanı…
Ceketine sarılmış küçük bir kadın
Gözleri yeşil görüp yeşillenmiş,
Dudakları isyan görüp kurumuş,
Aklındaki tek şey ‘’son’’ olmak.
Artık tek derdi,
Bittiği bataklığı kurutmak
tek başına…
Ama yağmadı toprak,
Çapalanmadı yağmur
Ve güzel sözler söylemedi tanrı !
Soldu sonra,
tek başına…
Yine döndü dünya,
toprağın hasat günü devroldu bize…
Tolga Gündoğdu
dersim'i anlama kılavuzunun epigrafıdır.
"başımıza geleni sorma oğul, bir karanlık dönemdi. harami sofralarında yer kapma yarışına girdiğimiz gün zaten kaybetmiştik her şeyi. cellada kılavuz olma hâlimizi evliyalarımız da kabul etmemişti. kabul etmediği içindir ki bize, gidin ne haliniz varsa görün demişlerdi. bil ki oğul, bütün karanlıklar kötüdür, ömrüm boyunca şafağa secde etmem bu sebepledir. çünkü seherin vakti ilk ışığın habercisidir ve bil ki ışıkta leke yoktur. bilir misin oğul, toprak evlerimizin kapısı neden hep güneşe açılır? sence bu bir tesadüf müdür? unutma ki dersim'in bütün ulu ağaçları gövdelerinde bize yer açmıştı, dağlarımızsa mazlumun sığınma eviydi. onların kerametinden bir gün olsun şüpheye düşmedim. ama gel gör ki her sabah kapımızın eşiğini ısıtan o yüce varlığa önce biz sırtımızı döndük, sonra da yol ve erkânı kaybettik. unutma ki harami sofralarındaki kan lokmasını biz hazmettik ama onlar asla hazmetmedi. kendi gerçeğine hep sadık kaldılar kısacası. dersim'in tılsımını biz bozduk oğul ve bedelini de ağır ödedik. şimdi anlıyor musun neden küstüğümü?"
"başımıza geleni sorma oğul, bir karanlık dönemdi. harami sofralarında yer kapma yarışına girdiğimiz gün zaten kaybetmiştik her şeyi. cellada kılavuz olma hâlimizi evliyalarımız da kabul etmemişti. kabul etmediği içindir ki bize, gidin ne haliniz varsa görün demişlerdi. bil ki oğul, bütün karanlıklar kötüdür, ömrüm boyunca şafağa secde etmem bu sebepledir. çünkü seherin vakti ilk ışığın habercisidir ve bil ki ışıkta leke yoktur. bilir misin oğul, toprak evlerimizin kapısı neden hep güneşe açılır? sence bu bir tesadüf müdür? unutma ki dersim'in bütün ulu ağaçları gövdelerinde bize yer açmıştı, dağlarımızsa mazlumun sığınma eviydi. onların kerametinden bir gün olsun şüpheye düşmedim. ama gel gör ki her sabah kapımızın eşiğini ısıtan o yüce varlığa önce biz sırtımızı döndük, sonra da yol ve erkânı kaybettik. unutma ki harami sofralarındaki kan lokmasını biz hazmettik ama onlar asla hazmetmedi. kendi gerçeğine hep sadık kaldılar kısacası. dersim'in tılsımını biz bozduk oğul ve bedelini de ağır ödedik. şimdi anlıyor musun neden küstüğümü?"
14 Nisan 2014 Pazartesi
13 Nisan 2014 Pazar
Yalan
Son söylediğim yalandı :
Seni artık sevmediğim.
Sana defalarca yalanlar söylemiştim ben zaten
Hatırlarsın,
Ama hiçbiri ,
Sonuncusu kadar dağlamadı şu yufka yüreğimi.
Ne güzel de inandırırdım seni
Sonra kendini kaptırır,
Bana okkalı bir gözyaşı dökerdin.
İşte o zaman anlardım günah olduğunu
‘’Seni öyle görmenin ateşi,
hiçbir cehennemde yokmuş’’ derdim.
Ardından tövbemi eder sevmeye devam ederdim.
Bu son yalanın tövbesi yok lakin
O ulu tanrının cennetine girmek için sevmedim seni.
Artık dönüşü yok
artık herkes bu oyunun bir parçası
artık her mevsim bunun bir nedeni
artık her karanlık bu yolun sonu
artık,
artık herkes sen sevdiğim…
Tolga
GÜNDOĞDU
Sonbahar
Oysa ne çok
bekledim seni
Yapraklar
bile kurudu
Düşer
oldular yavaş yavaş…
Söz
vermemiştin,
Ama
gelecektin.
Yaşlanmamıştık,
Ama
gençleşmiyorduk da.
Kardanadam
yapamadık belki,
Çiçek açan
ağaçları da resmedemedik
Hatta bu yaz
seni o elbisenle tekrar göremedim bile
Ama bir
sonbaharımız var artık.
Yaşanmamış,
Sönmemiş.
Bu bahar
bizim.
İlk olamadı,
Son olsun.
Son bahar
bizim olsun…
Tolga Gündoğdu
Sev
Sen,
sadece sev.
Ben şiirler yazarım
Bundandır güneşi görmeden uyumayışım.
-Uyurum da uyanamam,
Uyanırım da seni bulamam,
Bulurum da yaklaşamam-
diyedir korkum…
Sen,
sadece sev.
Yapraklarla su taşırım dudaklarına.
Gönlünün saltanatına mankurt ,
her sabah ‘günaydın’
nâmesi getiren bir güvercin olurum.
Sen,
sadece sev.
Benim hiç sevilmediğim gibi ,
Son kez sevecekmiş gibi ,
Sev !
Tolga
GÜNDOĞDU
KARA
01.04.2013
Uzaklığın,saçının teli kadar kapkaraydı
Bir bakışta bitiremezdim
Yalnız o tay parçası koşardı yorga
edasıyla
Bense kendimi dizginlerdim
Tanrı'dan öğrendik görmeden sevmeyi
İyi,hoş bilip hayal etmeyi
Tanrı hep var,sen olmadın
Selamın da olmasa hiç doğmadın
Bir gün,elbet,belki
Sen de binecektin o yorgaya
Aklımın ucundan geçsen
Dur diyecektim,geldin...
Hoşgeldin
Hoş geldin evime
Bastın güller,ağladın çöller bitti.
Gerdanındaki kokuyu kıskanıp,
Soldu saksımdaki karanfiller.
Işığa lüzum yok,
Gözlerin birer aşk feneri.
Hoş geldin evime
Öyle bir depremdi ki bu,
Yıkılan tek hane mutsuzluk oldu.
Hoş geldin evime
Bastın güller,
Baktın dertler bitti.
Günlerin
Hikayesi
Demek bugün doğdun,
Benden on gün önce.
On güne razı olmalıymışım
Bak,
Tanrı aldı seni elimden.
O günden beri kuşlar pencereme konmuyor,
Telaşlanıyorum.
Bozuk saatin geliyor aklıma,
Bir dalga boyu dalıyorum bulutlara.
Sonra,
Güneş’in gözleriyle uyanıyorum,
Ben çizdim.
Beden olamadı yavrucak.
O , senin kadar şanslı değil bugün.
Demek bugün doğdun,
Yürünmemiş yolları yürütmek için,
Şehrimdeki deniz kabuklarını sahiplenmek için,
Yeşili sevdirmek,
Şiir yazdırmak için…
Annemden sonraki,
Güneş’ten önceki kadın olmak için…
Demek bugün doğdun…
Tolga Gündoğdu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
